Rüya Tabirleri, hayatta ne rüya görmek, ne de rüya görmemek kimsenin kendi elinde de değildir. Hiç kimse ben rüya görmüyorum diyemez. Zaten rüyayı insan istese de göremez, insana rüyayı bir gösteren, bir hazırlayan vardır. Nasıl ki hayatımızı bir hazırlayan, bir yaratan var. Çok kere insan bir şeyi ister, fakat ona eremez. Çok defa da arzu etmediği bir şey vücuda gelir. Eğer herkesin istediği olsaydı, zâlimler tahtlarından inip kara toprağa girerler miydi? O kadar güzelliğiyle beraber Hazreti Yusuf da köle olarak satılmaz, zindanlara düşmezdi. Bütün bunları bilmek, düşünmek gerekir.

Evet; herkes rüya görür. Ne var ki, her insanın gördüğü rüya gerçek olmaz. Zaten rüyalar gerçek olsaydı, âlem bir başka âlem olurdu.
Gerçek ve sâdık rüyalar Peygamberlere mahsus olan rüyalardır. Peygamberlerin rüya âleminde gördükleri gün gibi aşikâr olur ve aynen zuhur eder.
Bir de velîlerin ve salih kimselerin gördükleri rüyalar hedefinden şaşmaz. Ama bu rüyaları da tâbir edecek kişiler ehil olmalıdır.

Rüyayı gören kadar, tâbir eden de mühimdir. Her rüya, mutlaka gerçek olacak diye bir şey de yok. Rüyanın gerçeğe ayna tutması, rüya sahibinin iman ve ameline, sıdk ve ihlâsına bağlıdır. Rüya tâbir ederken de şahıs ve zamanı hesaba katmak lâzımdır. Şahıs, zaman ve hal gözetilmeden rüyayı tâbir etmek yanıltıcı olabilir.
İnsandaki günah ve kusurlar, yüce menzillere ulaşmaya mani olduğu gibi, rüyalara da tesir eder. Günahkâr bir kimsenin gördüğü rüya çok kerre çıkmaz. Bir de bu günün insanının hâlini düşününüz.
Gün boyu binbir türlü hâdiselerle haşir neşir olan insanın gece olunca berrak rüyalar görmesi imkânsızdır. Onun gördükleri, gündüz boğuşup durduğu işlerin gece ruhuna aksetmesidir.